Tag: Felsefe
-

Düşünmeyi Öğrenmek: Sokrates’e Dönüş
Daha önce yıkıcı teknolojiler üzerine bir yazı serisi hazırlamıştım. Özetle yıkıcı teknolojiler, alışkanlıklarımızı, normallerimizi ve dünyayla kurduğumuz ilişkiyi değiştiren teknolojilerdi. Her ne kadar “yıkıcı” kelimesi kulağa olumsuz gelse de bu değişim iyi anlamda da olabilir. Sonuçta teknolojinin yıkıcı olması, mutlaka kötü bir şey yaptığı anlamına gelmiyor. Bazen yalnızca o güne kadar normal kabul ettiğimiz şeyleri…
-

Anlamsızlık, Hayat ve Varlık
Bir hayat düşünün. Paraya ihtiyacınız yok. İnternet üzerinden siparişinizi seçiyorsunuz. Hazır olunca ayağınıza geliyor. Dilerseniz kendiniz de tasarlayıp o merkeze gönderebiliyorsunuz. Ancak tasarımınız o, üretim tesisinin veri tabanında yerini alıyor. Yani özgün tasarımınız, benzer ihtiyacı olan insanlara da sunuluyor. Karşılığında ise, aldığınız tek şey üretim önceliği. Bu üretim tesisi her şeyi üretiyor. Her şey otomatik…
-

Anestezi
Yapay zekânın düzgün paragraflar oluşturamayan şu biçimlendirmesinden nefret ediyorum ama neyse. En azından düşüncelerimi, yapay zekânın araya girmesi ve kendi fikirlerini eklemesi olmadan yazıya dökebildim. Düzenlemeye de üşeniyorum. Yazının orjinalini ingilice kaydettim ve Türkçe’ye otomatik çevirttirdim. Daha sonra Türkçe transkripsiyonun da, gayet başarılı olduğunu farketsem de, çok geçti. Dün elimden küçük bir operasyon geçirdim ve…
-

Tanrılar Döngüsü
Susun ölümlüler! Ateşinizin sizi ısıtacağını, mızraklarınızın sizi koruyacağını mı sandınız! Susun ve kulak verin! Duyuyor musunuz rüzgarın sesini? Susun ve diz çökün! Ben nefes aldığımda ormanlar eğilir, ateşleriniz söner, avınız kaçar. Ben nefes aldığımda, vadiler sesimi taşır; nehirler taşar. İstersem, her yeri birbirine katar, taş üstünde taş bırakmam. Dağlar beni haykırırken, önümde durabileceğinizi mi sanıyorsunuz?…
-

Enler, İlkler, Eski ve Yeni Türkiye
Nasıl bir eğitim aldık diye sorguluyorum tekrar tekrar. Her şeyde en iyiyiz, en mükemmeliz, en süperiz. Geçen Hindistan’a mı Fas’a mı plan yapsam dediğimde, arkadaşımın yüzündeki şoku unutamıyorum. Benzeri Güney Amerika, Asya için de geçerli. Varsa yoksa Avrupa. Türk modernizmi yüzünden, medeniyet kelimesi bile anlamını kaybetti desek yeridir. İlişki muhabbetlerinde de çok duydum. Bir Arapla…
-

Yeryüzündeki Şeytanlar
Tanrı Öldü. Friedrich Nietzsche böyle demişti. Muhafazakar bir haykırış değildi bu, daha çok yok olan ahlağa ve etiğe bir atıftı. Nietzsche, değerlerin yok oluşunu, insanların düştüğü boşluğu anlatıyordu. Bugünlerde de benzer atıflarda bulunanlar var. İnsanlar inancını kaybettikçe, kötüleşiyor gibi. Aslında konu etik ve birlikte yaşama konusu. Etik olmayınca ne dinin bir anlamı var, ne de…
-

Çay
Yine sıradan bir sabah. Vücudum yine dünyaya ikna olmuş değil. Kaslar, hiç açılmayacakmış gibi içe çekilmiş, kemikler çalışmayı unutmuş ya da beyne karşı bir grevdeymiş gibi. Eklemlerin arasına yağ döksem yeridir. Yıllardır kullanılmamış, mekanik bir parça gibi gıcırdıyor bedenim. Açılmaya da niyetleri yok. Zihnim de, pek istekli sayılmaz. Uykunun verdiği hafif sarhoşlukla, biraz daha uyusak…
-

Bilbao: Yaşanılacak Yer
Çok yerde gezdim, çok yer hoşuma gitti ama Bilbao garip şekilde sıcak geldi. Daha çok yaşanılacak bir yer gibi. Kasım ayı olduğu için ve kuzeyde olduğu için tipik bir İspanya gezisi diyemem ama şehrin mesafeli sıcaklığı, İspanya’nın Akdeniz kıyılarına göre biraz daha ciddi ama aynı kucaklayıcı atmosferi fazlasıyla etkileyiciydi. Gittiğim kafe ve restoranlardaki samimiyet ve…
-
2024: Benden sonra 34
Ne güzeldi sorumluluğun olmadığı günler. Elimize bakarak geçirdiğimiz onca zaman, ayağımızla oynadığımız günler. Tek derdimiz mamaydı. Sesler komik gelirdi, ışıklar bizi gün boyunca meşgul edecek kadar ilginçti. Zamanla hepsinin ne olduğunu öğrendik. Adımlar atmaya başladık. İlk adım, ikinci adım. Yatakta yuvarlanmaya, yerd sürünmeye benzemiyordu. Riski fazlaydı ama başardık. Yavaş yavaş, tutunarak, kendimizi sağlama ağlarak. Kimi…
-
Yıkıcı Teknolojiler-5: Veri Temelli Kararlar
Elime ilk silah aldığımda, silah su sıkıyordu. Başkasına sıkması keyifliydi ama bana sıkılınca, o kadar da eğlenceli gelmiyordu. Daha sonra yapışkanlı tabancam oldu. Sağ sola atıp, plastik mermiyi yapıştırıyorduk. Bir kere yanlışlıkla arkadaşın alnına yapışmıştı. Beraber gülmüştük. Photo by Katja Anokhina on Unsplash Biraz büyünce bilgisayar oyunlarıyla tanıştım. Aynı zamanlarda, boncuklu tabancalar da, meşhurdu. Bilgisayarda, tak…
