Yıkıcı Teknolojiler: Nedir, Ne değildir?

Genelde çağımızdaki bilgi akışından, bilinçsizce sosyal medya kullanımından ve sosyal medyanın algı üzerindeki etkilerinden şikayet ediyorum. Bu sefer, biraz daha bu konuyu açmak, teknoloji tarafında tüm bunlar nasıl değerlendiriliyor, ne gibi sorunlar bizi bekliyor, ne gibi güzelliklere kapı açıyoruz üzerine yazmak istiyorum.

Photo by Warren on Unsplash

Yıkıcı teknoloji denilince aklınıza atom bombaları, silah teknolojileri, nükleer enerji santralleri gelebilir. Gayet doğal çünkü bunların etkisi çok çok büyük ancak yıkıcı teknolojiler bunlardan ibaret değil.

Yıkıcı teknoloji terimi hayatımızı kökten değiştiren, varolan teknolojilerin yerini alan ürünleri, endüstrileri ve teknojileri kapsıyor. Bu değişim sayesinde, tüketici davranışları, iş modelleri hatta hayat stilleri de değişiyor. (Örneğin; cep telefonu, iş arama siteleri, arama motorları, oyun konsoları)

Yıkıcı teknolojilerin genel özellikleri ise şu şekilde:

  • Genelde düşük performansla başlar ve sürekli gelişir (bakınız chatbotlar)
  • Statikoyu zorlar ve endüstriyi yeniden dizayn eder. (Bkz. Über. Taksici lobisi halen daha direniyor, kendilerini yok edecek alternatife kendi uygulamalarıyla cevap vermeye çalışıyorlar)
  • Varolan bir probleme yeni çözüm üretirler (Netflix. Geleneksel medyanın aksine çok daha fazla seçenek ve esneklik sunuyor. Belli saatlerde ekran başında olmak gerekmiyor. Benzer şekilde online eğitim platformları, online kütüphaneler)
  • Yeni ya da gerekli arz sağlanmamış marketleri tercih ederler (Xiomi. Bütçe dostu, son teknoloji telefon sunuyor. Bu sayede, dünyadaki en büyük telefon üreticisine dönüştüler. )

Örnekler çoğaltılabilir. Yıkıcı Teknolojiler serisi olacak. Böylece bazı teknolojilere daha yakından bakma şansı yakalayabileceğiz.

Mühendis olarak beni, tüketici olarak sizi ilgilendiren şey, tüm bunların hayatımızı nasıl etkilediği. Bazı teknolojileri, ne olduğunu bilmeden de tüketiyorsunuz. Varlığından bile haberiniz olmuyor. Mesela SoC (System on a Chip). Chip’teki sistem demek ve yıkıcı teknoloji olarak sayılabilir. Çünkü birçok endüstriyi değiştirdi. Özellikle mobil teknolojileri, bilgi işlem teknolojilerini, nesnelerin interneti teknolojilerini, giyilebilir elektronik ürünleri ve buna bağlı olarak medikal teknolojileri, otomotif endüstrisini vs.

Photo by Vishnu Mohanan on Unsplash

SoC farklı elektronik fonksiyonları bir araya getiriyor. CPU(işlemci), GPU(Grafik işemcisi), farklı ara yüzleri.. Böylece kompakt, güçlü ve etkin bir çözüm sunuyor. Size nasıl yansıyor, daha küçük ama birçok işlemi daha hızlı yerine getirebilen telefonlar olarak. Telefondan oyun oynayabiliyor, video düzenleyebiliyor, toplantılara görüntülü katılabiliyorsunuz.

Benzer şekilde saatinizden egzersiz takibi edebiliyor, konuşabiliyorsunuz. Hatta her şeyi amazon Alexa ya da benzer ürünlerle ilişkilendirip, kendi kendinize akıllı ev dönüşümü gerçekleştirebiliyorsunuz. Chatbotlara onlarca anlamsız soru sorarken de, arka planda SoC ler sayesinde, işlemler çok daha hızlı gerçekleşiyor.

Yine benzer şekilde aracınızda, yüzlerce sensör birbiri ile haberleşip, size daha güvenilir bir sürüş sunarken, aynı zamanda sürüş sırasında eğlenceniz de eksik olmuyor.

Kısacası, SoC’ler hayatın her alanında mevcut.

Elbette bu teknolojiler sadece hayatınızı kolaylaştırmıyor. Bizlere olan etkisi düşündüğünüzden çok daha büyük ve karmaşık.

Photo by Jason Mavrommatis on Unsplash

Bazı etkiler

Elektronik dünyası daha çok modulerleştikçe, cihaz üretmek de kolaylaşıyor. Bir yandan birçok sorunu çözen, yeni alışkanlıklar kazandıran teknoloji; diğer yandan da büyük bir üretim alanı açıyor. Yani çevreye etkisi büyük. Evde kendi bilgisayarınızı üretmeniz zor değil mesela ama üretimin bu kadar demokratikleşmesi beraberinde yıkım da getiriyor. O yüzden, standartlar, kurallar artıyor.

Yeni teknolojiler, ekonomik değişime yol açıyor. Yeni iş imkanları ortaya çıkarıyor, yeni marketer oluşuyor, yeni endüstriler meydana geliyor. Araç paylaşımı gibi. Yemek sepeti gibi sipariş tedarik sistemleri gibi. Ayrıca ekonomi başka türlü de etkileniyor. Geleneksel yatırım araçları ve ekonomik sistem de değişiyor. Online ödemeler, kripto paralar gibi yeni alternatifler hayatımıza daha çok etki ediyor. Özellikle pandemi sonrası, kağıt paranın hayatımızdan çıkışı da hızlandı.

Pandemi demişken, PCR ve mRNA örneği de verelim. Bu teknolojilerin hayatımıza ne kadar hızlı girdiğini, nasıl hayat kurtardığını aynı zamanda biyoteknoloji alanında nasıl yepyeni bir alan açtığını hepimiz gördük.

Yıkıcı teknolojilerin bir de sosyal etkileri var. İnsanların birbiri ile ilişkileri, iletişim şekilleri tamamen değişiyor. Whatsapp kullanmayan kaç kişi var? Kullanmayan da, başka platformu kullanıyor. Kaçınızın evinde sabit telefon var? Kaçınız bugün instagamda fotoğraf paylaştınız? Kaçınız facebookta, linkedinde gördüğü için bir yakınının doğum gününü kutladı?

Sonucun olumlu ya da olumsuz olmasından bağımsız, yıkıcı teknoloji tam olarak bu. İhtiyacınız olmayan bir şeyin, ihtiyaca dönüşmesi.

Bu teknolojilerin bir faydası da demokratik oluşu. Ne kadar fayda tartışılır ama daha çok kişi erişebiliyor, daha çok kişi maddi olarak karşılayabiliyor. Eskiden parası olan özel dersler alırdı mesela. Artık ders almak isteyen için onlarca platform var, youtube var. Yani herkese yayılmış durumda bilgi.

Negatif etkisine örnek verecek olursak da, veri gizliliği ve güvenlik. Bu konu devletlerin gündeminde, o nedenle farklı yasalar ve farklı kurallar çıkıyor. Facebook, Twitter, Google gibi teknoloji devlerinin patronları sık sık sorguya çekiliyor. Ama baştan dedik, ham olarak başlayıp, sürekli değişen teknolojiler. Mesela whatsapp’ta uçtan uça şifreleme uyarısını görmüşsünüzdür, ya da screenshota karşı alınan önlemleri, kısa süreli kendini yok eden mesajları vb. şeyleri çok daha fazlası arka planda dönüyor. O anlamda da, teknoloji hızla gelişiyor. Bu kadar hızlı gelişince de, yıkıcı bir teknolojinin her adımını kontrol etmek, negatif yıkıcı etkilerinin her zaman önüne geçmek kolay olmuyor. Klasik eğitimin dışına çıkılma vakti de gedi bu sebeple. Okullarda veri güvenliği, teknoloji kullanımı ve sorumluluk eğitimleri de verilmeli ki, kulanıcı biraz olsun neler dönüyor, neler olabilir, iyi ve kötü etkiler neler farkında olsun.

Yıkıcı teknolojiler, kültürel değişime de yol açıyor. Sosyal normları, beklentileri değiştiriyor. Mesela sosyal medya ve online medya, gazeteleri silip süpürdü. Videolu hap bilgiler, podcastler, audio kitaplar; bilgi alma yöntemimizi değiştirdi. Bununla ilgili Steve Jobs’un ilginç bir anısı var. Paylaşmak isterim.

Steve Jobs ve ailesi İstanbul’u ziyaret ettiklerinde, bir tarih profesörü ile anlaşırlar. Yanlış hatırlamıyorsam, İTÜ’den. Gezinin sonunda Türk hamamına gidilir. Bir de Türk kahvesi ikram edilir. O sırada profesör Jobs’a, Türk kahvesinin nasıl yapıldığını, neden özel olduğunu gururla anlatır. Gün içinde birçok şeyi bizim kültürümüz diye anlattığı gibi. Steve Jobs ise içinden ‘so f*cking what?’ diye geçirir. (lanet olası federaller) Kimsenin kahveyi falan umursadığı yok. Sizce gençlerin çok mu umrunda? Gün boyunca dolaşırken gördüğü gençler, dünyanın her yerindeki gençler ne yiyorsa onu yiyor, ne içiyorsa onu içiyor, hangi telefonu kullanıyorlarsa onu kullanıyor diye düşünür.

Kıssadan hisse; birisi bir şey üretir, herkes benimser ve kültürünün hiçbir anlamı kalmaz. Kültür değişir, değişmeye mahkumdur. Gurur duyduğumuz, sahiplendiğimiz, gereksiz anlam yüklediğimiz birçok şey yarın çöp olabilir.

https://www.logodesignteam.com/blog/ethics-in-graphic-design/

Dizayn ve Etik

Yapay zekada olduğu gibi, otonom arabalarda olduğu gibi her zaman büyük etik tartışmalara yol açmasa da, teknoloi üretiminde etik uygulamalar önemli bir yer tutuyor.

Mühendisler ve tasarımcılar, yarattıkları ve yaratacakları geniş sosyal etkiyi göz önünde bulunruyorlar. Bu algoritmalardaki ön yargıları, güvenlik kaygılarını, sürdürülebilirliği ve herkesin eşit olarak erişebilir olmasını saplıyor.

Kötü tasarımlara örnek olarak otomobil tasarımları verilebilir. Genelde, ortalama bir erkek düşünülerek tasarlandığı için, kadınlar için güvenlik riskleri fazla. Ayrıca emniyet kemerleri de örnek verilebilir. Kadınlar için rahatsız olduğu konusunda hem fikiriz diye düşünüyorum.

Bazı kozmetik ürünlerin, beyaz tene uygun olduğu, siyahilere hiçbir olumlu etki olmadığı da görülmüş. Benzer şekilde yüz tanıma teknolojilerinin beyazları %1 hatayla tanırken, siyahileri %35lik hata ile tanıması.

Bu da ister istemez ayrımcalığa, yanlış doğrulamaya, yanlış tutuklamaya kadar birçok soruna yol açabilir. Vatandaşlık hakları anlamında büyük bir etik sorun. Genel olarak vatandaşları bu şekilde izlemek de, başlı başına etik bir konu.

Dizayn konusuna dönersek; insan odaklı tasarımlar daha çn plana çıkmaya başladı. Yani bireysel ihtiyaç ve beklentilere yönelik teknoloji üretimi. Böylece daha adil, daha transparan ve daha erişilebilir teknolojiler üretilebiliyor. Örnek, telefonların engellilere yönelik kullanım alternatifleri.

Photo by Martin Sanchez on Unsplash

Ülkeler, enstitüler ve üniversiteler de, bunun için çalışıyor ve yeni kurallar, kullanım kılavuzları, yönetmelikler ve yasalar oluşturuyorlar. Disiplinler arası kurullar, sosyal ve etik etkileri değerlendiriyorlar. Mesela yapay zekanın, politik doğruculuğu bu yüzden. Algoritma önyargıları azaltılarak, kırılgan azınlıkların dışlanmasını, negatif etkilenmesini engelliyorlar. Sonra Elon Musk çıkıyor, herkes ifadede özgür diyip, platform satın alıyor ve insanları daha da kutuplaştırıyor. Trump çıkıp, kendi sosyal medyası üzerinden yalan bilgi yayma yarışına giriyor. Gördüğünüz gibi her şeyi kontrol etmek de mümkün değil. Teknoloji hızlı gelişiyor, erişebilirlik, bambaşka sorunlara da yol açabiliyor.

Bu konuda Avrupa Birliği, oldukça sıkı çalışıyor. Mesela AB içinde biyometrik verilerin istem dışı saklanması, takip edilmesi, süreçlenmesi yasak. Yani hukuka aykırı kitlesel gözetime yol açabilecek biyometrinin gelişigüzel veya keyfi hedefli kullanım. Bu sistemler, insanların temel haklarına gereksiz veya orantısız müdahaleye yol açabilecekleri için, kamu ve özel sektör tarafından geliştirilmeleri, kullanılmaları, denenmeleri dahil katı kurallarla engelleniyor. En azından yasal olarak.

Yani sorun yeterince büyükse; ülkeler, birlikler, uluslararası kuruluşlar bu konuda önlemini alıyorlar. Benzerleri; biyoteknoloji alanında, nanoteknoloji alanında da geçerli. Birçok laboratuvar, sıkı şekilde takip ediliyor.

https://medium.com/@monge/the-evolution-of-technology-and-its-impact-on-business-393fe6c6e8d2

Teknolojinin Geçmişimize Etkisi

Yeni teknojiler sadece bugünü ve geleceği değil geçmişimizi ve geçmişe bakışımızı da etkiliyor. Mesela James Webb teleskopu, evrenin yaratılışı ile ilgili birçok yeni bilgi elde ediyor ve milyon yıl önceki gezegenlerden, galaksilerden bilgi arıyor. Muhtemelen inanç sistemini temelden sarsacak bulgulara doğru ileriliyoruz.

Endüstri devriminden sonra öne çıkan uzmanlaş, çalış ve emekli ol sistemi de yavaş yavaş değişiyor. 9–17’nin yerini uzaktan çalışma ve freelancing alıyor. Dijital platformlar yeni gelir kaynakları yaratıyor. ALışık olduğumuz çalışmanın doğası, daha esnek ama daha güvensiz bir şekle dönüşüyor.

İletişim şeklimiz ve dünyadan beklentimiz değişiyor. Yüz yüze görüşmenin yerini online görüşmeler arıyor çünkü klasik aile yapısı da değişiyor. Herkes her yere dağılıyor. Farklı şehirlere, farklı ülkelere gidiyor çalışmak ya da okumak için. Online vakit daha da artıyor. Sosyal medya gönderisi gibi normalde hiç ihtiyacımız olmayan yeni bir ihtiyaç doğuruyor. Bir yandan insanları yakın hissettirirken, öte yandan ilgi bağımlısı hale getiriyor.

Sağlık konusu da değişiyor. Daha çok sensör ile daha çok bilgi alıp, birçok hastalığı önleme şansımız artıyor. Telemedicine sayesinde, evden de doktora danışabiliyoruz. Yapay zeka temelli tanı teknolojileri, nanoteknolojik gelişmeler, bilgi işlemedeki yeni teknolojiler sayesinde birçok süreç hızlanıyor, daha net ve hızlı bilgi alma şansımız artıyor. Birçok hastalık da hızlıca iyileştirilebiliyor ya da önlenebiliyor. Biraz tartışmalı bir konu CRISPR teknoloji sayesinde örneğin, bazı hastalıkların doğmadan önce önlenme şansı var ama öte yandan da büyük bir etik sorun ortaya çıkıyor. Genetik modifikasyonlar ile süper çocuk yaratma fikri ne kadar doğru? Basit bir örnek, Down Sendromlu çocukların birçok önemli katkısı ve pozitif yanları var. Bu hastalığı ortadan kaldırmak, tanrıcılık oynamak gerçekten doğru mu?

https://www.tue.nl/en/storage/biomedische-technologie/de-faculteit/news-and-events/news-overview/07-04-2022-without-gasping-for-air-safely-in-the-artificial-womb

Ya da yapay rahim sayesinde, çocukların 9 ay anne karnında beklemesine gerek yok. 9 aylık süreçte anne ile çocuk ilişkisine, baba da katılabilir. Bunun çocuk üzerindeki, anne üzerindeki, baba üzerindeki etkisi nedir? Geleneksel aile yapısını nasıl değiştireceğini siz düşünün? Bu şu an var olan bir teknoloji. Erken doğan bebekleri kurtarmak için büyük bir destek olarak görülüyor, fakat bir sürü etik soruyu da beraberinde getiriyor. O nedenle, şimdilik sadece hayvanlar için kullanılmış.(Bu ne kadar etik, o da ayrı bir tartışma konusu)

Eğitim de, yukarıda anlattığım gibi kökünden değişen, teknolojiden tamamen etkilenen bir alan. Birçok ülkede öğretmenlerin rolü tartışılıyor. Öğretimden çok eğitim tarafları yavaş yavaş ön plana çıkarılıyor. Yani artık öğretmen değil, eğitimciler daha çok. Öğretme metotları da değişiyor. Belki merkezi müfredatların yerini, kişiye özgü eğitim setleri alacak. Bu ne mi demek?

Şu demek. Herkesin öğrenme yöntemi ve becerisi farklı. Herkesin ilgi alanları farklı. Kimisi dinleyerek, kimisi duyarak, kimisi de uygulayarak daha hızlı öğreniyor. Kimisi için matematik çok soyutken, kimisi için çerezlik. Yeni teknolojiler sayesinde herkese daha farklı yaklaşma ve cevheri daha iyi çıkarma şansımız olacak. Online öğrenme platformlarının yanında birçok yapay gerçeklik içeriği, uygulama modulleri, dinleme setleriyle destek artacak. Benzer şekilde öğrenmemiz gereken şeyler, klasik sınıf anlayışı her şey kökünden değişecek. Değişiyor da. Finlandiya’da bir okulda, transparan sınıf deniyorlar. Sınıfların duvarı yok. Cam. Herkes birbirini görebiliyor. Ders içerikleri de, klasik içeriklerden çok öğrencinin daha aktif olduğu, olabileceği, ilgi gösterdiği uygulamalı içerikler. Ders sırasında sıkılan bir çocuk, diğer sınıfa geçebiliyor mesela. Geçiş için kurallar elbette vardır. Okulun tasarımcısından öğrendiğim bir içerik bu, uygulamada nasıl bilmiyorum. Ama bunun gibi birçok şey deneniyor, tartışılıyor.

Eğitim konusunda okuma önerisi: https://www.weforum.org/agenda/2017/10/why-finland-is-tearing-down-walls-in-schools/

Makinalar, işlerimizi aldıkça, klasik eğitim anlayışı da ister istemez değişecek. Uzmanlaşma, ustalaşma, bunun için hayatını kiraya verme anlayışı da. Size uzak gelse de, hali hazırda birçok şey değişiyor.

Alışkanlıklarımız ve geleneklerimizdeki değişimin gerçekleştiği diğer bir alanda eğlence.

Çok basit örnek, sinemalara büyük darbe vuran Netflix gibi platformlar. Walkmanleri, cd çalarları ortadan kaldıran Spotify. Sürekli gelişen ve dah da gerçekçileşen oyun platformları. Oyun platformlarını da, değiştirmeye başlayan yapay gerçeklik teknolojileri.

Yine bir başka örnek yapay yunus.

Gerçek yunustan hiçbir farkı yok. Gerçek yunus gibi tehlikeli değil ve eğlence için gerçek yunusun kullanılması gerekmiyor. Acaba dokununca nasıl? Bunun için de, bir sürü yeni teknoloji var. Farkı anlayamayacağınız noktaya geleceğine eminim. Belki de, çoktan o noktada. Böylece hayvanat bahçelerini, sirklerde hayvanlara olan işkenceleri de bitirme şansımız var.

Daha çok örnek

Yazıyı biraz daha iyi ve kötü örnekler vererek sonlandıracağım.

İyi örnekler:

  1. Elektrikli Araçlar: Geleneksel otomotif endüstrisi yerine daha sürdürülebilir, daha temiz alternatif sunuyor. Bir de lityum ion sorununu çözsek… Sadece otomobil olarak düşünmeyin. Uçak, gemi, tren. Yani karbondioksit emisyonunu, minimuma indirme şansımız; en çevreye en çok zarar veren alanalrı temizleme şansımız artıyor.
  2. Yenilenebilir Enerji ile enerji sektörü tamamen dönüşüyor. Yine temiz alternatif, iklim değişikliğine savaş için büyük bir koz. Ayrıca enerjinin demokratikleşmesi, bireysel enerji üretimi için de büyük bir fırsat.
  3. Blockchain teknolojisi her ne kadar sadece kripto paralarla ilişkilendirilse de, çok büyük fırsatlar sunuyor. Sayesinde transparan, güvenli ve merkezi olmayan sistemler üretme şansımız var. Veri güvenliği, internet güvenliği konularında büyük bir adım. Ayrıca finans, medikal, lojistik gibi sektörlerde de; büyük değişimlere yol açıyor.

Kötü Örnekler

  1. Deepfake oldukça etkileyici bir örnek. Sinema sektörünü tamamen değiştirecek. Belki ileride oyunculara gerek kalmayacak. Ölen bir ünlünün öldüğünden bile haberimiz olmayacak ya da onu farklı şekilde yaşatmaya devam edeceğiz. Deepfake ile bir sürü gerçekçi video yapılabilir ve bu sayede yanlış bilgiler de gerçemiş gibi yayılabilir. Dünya savaşına yol açabilecek kadar yanlış bilgiler. Yani artık bilginin hiçbir anlamı yok. Mantığımızı hiç olmadığı kadar daha çok kullanmak zorundayız. Birinci ağızdan verilen bilgilerin, hiçbir anlamı kalmıyor. Şantajların da.

https://www.youtube.com/watch?v=WzK1MBEpkJ0&ab_channel=LipSynthesis

2. Sosyal Medya Algoritmaları örneğini zaten her yazımda veriyorum. Kutuplaşmaya, yanlış bilgiye ve akıl sağlığında zarara yol açıyor. İnsanlar, yankı odalarına hapsoluyorlar ve dünya gerçeklerinden kopuyorlar. Yanlış önyargılar ile olan biteni yorumlayarak, sorunları daha da derinleştiriyorlar.

3. Gig Ekonomi Platformları bir yandan esnek çalışma imkanı, kendi işini yapma imkanı sunarken, öte yandan çalışma koşullarını, çalışan sağlığını, çalışanın sistemsel faydalarını azaltıyor. Sosyal avantajlar, emeklilik, sigorta vb. avantajlar yok oluyor.

Sonuç

Ünlü düşünür Davut Güloğlu şöyle diyor:

Kimi doğayii
Kimi öleiyii
Kimi gidiyii
Kimi geliiii,
Dünya döniii
Boş ver

Hayat devam edeyıii da

hayat devam edeyii

Evet, dünya dönmeye devam ettikçe, hayat da devam ediyor. İnsanlık, hızla ileriye doğru yol alırken, yeni sorunlarla, yeni mücadelelerle karşılaşıyor. Yıkıcı teknolojiler, iyi ve kötü yönde hayatın tüm alanlarını etkiliyor. Nasıl okuduğumuz, nasıl öğrendiğimiz, nasıl çalıştığımız, nasıl iletişim kurduğumuz, nasıl aile olduğumuz, aile içindeki rollerimiz, dünyayla nasıl etkileştiğimiz kısacası her şey değişiyor.

Teknolojinin ve hayatımızın bu değişimi, etik düşüncelerin de, teknoloji ile daha entegre olmasını zorunlu kılıyor. Böylece zararı azaltıp, insan faydasını artırabiliriz.

İyi ve kötü yıkıcı teknolojiler; daha dikkatli planlama, daha ciddi regüle etme, toplum farkındalılığını daha çok artırma ihtiyacını da yüzümüze vuruyor. Bu kadar hızlı gelişimin her aşamasını, her saniye takip etmek mümkün olmadığı için, bireylere de daha çok sorumluluk düşüyor.

Kısacası, eski alışkanlıklarımızı da tekrar gözden geçirmemiz; perspektifimizi de o yönde değiştirmemiz şart. Nasıl düşünüyoruz, nasıl yaşıyoruz, nasıl çalışıyoruz; her şey değişmek zorunda. Milli gururlarımız, önyargılarımız, beklentilerimiz, seçimlerimiz, inançlarımız her şey…

dip not: seriyi henüz tam olarak planlamadım ama devamı gelecek. Belki farklı teknolojilere daha yakında bakar ve etik çıkmazları daha detaylı anlatırım.

,

Comments

One response to “Yıkıcı Teknolojiler: Nedir, Ne değildir?”

Leave a comment