Kendimizi tanıma yolculuğu boyunca farketmişsinizdir ki, kendimize yaklaşmanın, çevremize ve yaşadığımız olaylara karşı farkındalığın dışında sürekli kendimizi geliştirmeye de uğraşıyoruz. Peki kendimizi geliştirmek gerçekten şart mı?
Efendim, ben gelişmek falan istemiyorum. Dertlerimle mutluyum. Ot gibi yaşamayı tercih ediyorum. Sorunlarımı da bilmek istemiyorum. Analiz işi hikaye. Ne kadar bilirsen o kadar problem yaşarsın diyenleriniz de elbette vardır. Onlar için neden gelişim önemli konusunda ufakça fikrimi belirtmek istiyorum. Yazının geri kalanına ise gelişimin gerekliliğine inananlar ile devam edeceğiz.
Gelişim dediğimiz şey aslında tecrübe ve bilgi. Yeni şeyler öğrenmek, kendimiz ile ilgili, farklı konularla igili bilgi sahibi olmak, ufkumuzu geliştirmek demek. Gelişen ufuk ne işe yarıyor? Daha çok dert edinmenize! Tabii ki de değil. Farkındalığınızı artırmaya, kendinizle ilgili daha iyi kararlar verebilminize ve duygusal zekanızın gelişmesine yardımcı oluyor. Televizyonlarda hergün duygusal zeka gelişmeyince nasıl bireylere dönüşebileceğinizi zaten görüyorsunuz. Bunların dışında gelişimin diğer bir amacı da, özgüveninizi, genel memnuniyetinizi ve ilişkilerinizi geliştirmek. Kendinize ne kadar çok yaklaşırsanız o kadar ne istediğinizi bilirsiniz, ne kadar ne istediğinizi bilirseniz, o kadar doğru yerde, doğru kişilerle, doğru zamanda olursunuz.
Gelelim diğer soruya. Son 6 ayda ne kadar geliştiniz, kendinize ne kadar yaklaştınız ve bu seri size ne kadar yardımcı oldu?
Bu serinin yardımcı olup olmaması önemli değil aslında. Sizin ne kadar kendinize vakit ayırdığınız ve bir şeyleri düzeltmeye çalıştığınız önemli. Kimisi belki hiç düşünmüyordu, vakit ayırmıyordu kendine; kimisi kendini yalnız hissediyordu ve yazdıklarımla yalnız olmadığını farketti, kimisi de yazdıklarımı tamamen boş ve gereksiz olarak görüyor. Söylediğim gibi her nasıl görüyorsanız görün, önemli olan kendinize vakit ayırmanız ve kendinizi daha iyi tanımanız.
Şunu da eklemek istiyorum. Bu sorular üzerinde ben de düşünüyorum ve bu şekilde birçok sorunumu çözdüm. O yüzden de, bu seriyi yazarak düşüncelerimi, soruları algılama şeklimi paylaşmak istedim. Paylaşmak, sorunlarla, düşüncelerle mücadele etmek için en iyi yöntem. Arada instagramdan bana ulaşanlar ve serinin kendilerine oldukça yardımcı olduğunu söyleyenler oldu. Bunu duymak beni oldukça sevindirdi. Aynı şekilde uzun uzun dertleştiklerimiz oldu. Paylaştıkça, yük daha da hafifliyor. Umarım bundan sonra da, size yardımcı olan bir seri olarak devam eder. (veda yazısı gibi oldu ama daha sorulacak çok soru var, yazın sonuna kadar yazmaya devam)
İki tavsiye: nerede yaşıyor olursanız olun, ne kadar umutsuz ve kapana kısılmış hissediyorsanız hissedin; yalnız olmadığınızı unutmayın. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.
Kendi kendinize başa çıkamadığınızı hissettiğinizde, profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.

Leave a comment