Bayrak ve İnsan

Siyaset kadar boş, iki yüzlü ve çelişkilerle dolu bir konu olmaz sanırım. Zaten aptallar tarafından yönetildiğimizi ve seçilenlerin eylemleri üzerinde hiçbir etkimiz olmadığını düşününce, daha da anlamsız geliyor siyaset.

Ne güzel kafam rahattı. Umrumda değildi. Dünyada da ne olup bitiyor hiçbir fikrim yoktu. Yarın bombalar yağsa, havai fişek zannedip, umursamazdım; koluma kelepçe takıp sürgün etseler, ‘iyi ya değişiklik oldu, hem de ücretsiz’ derdim. Ama son günlerde, herkes bayrak paylaşınca neler oluyor diye bir merak ettim. Hem sosyal medyayı neden kapattığımı hatırladım, hem de insan zihninin en ilkel haline tekrar tanıklık ettim. Teknoloji gelişti ama düşüncelerimiz; o ya da bu seçiminden öte gidemiyor. Sanki doğada her şey kesin bir çizgiyle ayrılmış gibi.

İşin politik tarafında değilim ama merak ettiğim şeyler var. Bunlardan bir tanesi ‘bayrak namustur’ söylemi.

Bayrak ahlaki bir varlık mıdır? Bezin üzerine çizilen renklere, gereğinden fazla anlam yüklediğimizde, korunması gereken insan değil, bu sembol olmaz mı?

Sorun da tam burada sanki. Tüm çıkmazlarımız, insandan çok sembollere önem vermemizde gizli. Sanki bayrak araç ve insan işin özü değil de; insan araç bayrak işin özü gibi. Halbuki dünyaya gelirken, böyle bir ayrımdan haberimiz yok. İşin özü insan.

Antik dönemi ve imparatorlukları düşünüyorum. Mesela Kutsal Roma İmparatorluğu’nu kutsal yapan neydi?

Bayrak değildi. Din de, değildi.

Roma düzeniydi!

Sancak önemsiz değildi ama uğrunda topluca ölüme götüren bir sembol değildi. Önemli olan Roma’nın devamlılığıydı. Bugün, Roma’yı gezerken, binaların güzelliğine; Ayasofya’da gezerken ihtişama olan hayranlığı oluşturan ve onu kültürel bir miras haline getiren şey bayrak değildi. Bayrak olsa, bugün bir mirastan bahsedemezdik.

İmparatorluklarda kim olduğundan çok, nasıl davrandığın önemliydi. Vergini ver, askerliğini yap, isyan çıkarma yeter. İster Hristiyan ol, ister Yahudi, ister Türk ister Ermeni. Düzeni bozmadığın sürece, sistemin bir parçasısın. Bayrak mutlak sadakat nesnesi değil, yönetim işareti. Zaten yöneten de, sancağın sahibi aile. Sadakat gösterecek de, bir şey yok.

Bir an hatırlıyorum. Merkel, AB toplantısında(ne ile ilgiliydi hatırlamıyorum) bayrak açılmasına ve marş okunmasına müsade etmemişti. Bence büyük bir incelik olan bu olay, bizim basında ve bazı Avrupa basınında; tabii ki farklı yorumlanmıştı.

Avrupa’da bayrak resmi ve saygı gören bir şey ama kutsal değil. Bu bayrak uğruna… diye başlayan cümleler duymak zor. Nedeni basit. Bayrak başlarına beladan başka bir şey getirmedi. Özellikle 20.yüzyılda Avrupa, Hitler gördü, Franco gördü, Mussolini gördü, Çavuşevsku gördü. Bunları görmek milyonlarca cana mal oldu. Namus olan bayraklar, yıkımdan ve nefretten başka bir şey getirmedi. Bugün halen daha bunun sıkıntısını yaşıyoruz.

Bayrak insan hayatından üstün müdür? Gerçekten dokunulmaz mıdır? Peki dindar bir insan için, bayrak tanrıdan üstün müdür? Buna cesurca evet diyebilecek var mı?

Bayrağı masumlaştıran ve kutsallaştıran şey ulus-devletler oldu. Düşününce, bugünkü fanatik milliyetçilik belki 200 yıldır var ama sanki olması gereken buymuş, tek doğru buymuş gibi benimseniyor. Daha doğrusu benimsetilerek kullanılıyor. Güzel bir güç kaynağı. Kaç kere, ‘terör’ söylemiyle saflar değişti, fikirler çelişmesine rağmen verilen fikre teslim olundu, ben sayamadım.

Ulus-devlet şunu iddia eder. ‘Aynı kökenden geliyoruz’.

Tarihsel olarak, bundan daha büyük bir yalan olabilir mi bilmiyorum? Bayrağın görevi tam da burada ortaya çıkıyor. Ortak köken yalanını örtmek için kullanılan, bez parçası. Yani ortak sembol. Bayrak önce kimlik üretiyor, sorgulanmaz oluyor, uğruna şarkılar şiirler, marşlar yazılıyor. İyi bir hikaye anlatımıyla sadakat testine dönüşen kutsal bir şey oluyor.

Bugün terör dediğimiz de, bu değil mi? Bayrağa karşı saygısızlık, yani ihanet. Geçmişte olsa, buna isyan denilecekti. Onu da geçtim, Osmanlı’da isyan edenler şehzadelerdi, kimi krallıklarda da öyle. Kardeşini kesiyordun ki, gücü koruyabilesin. Padişahın, kendi soyuna terörist demesini hayal etsenize? Mimar Sinan’a, çok affedersin Ermeni tohumu dediğini… Sonuçta en terörist olan tahtı kazanmış oluyor.

İş yapanın, kökeni önemsizleşiyor. Olay işe yaramak. Bir de halk zengin ve refahı iyiyse zaten kardeş kardeş yaşıyor. İşler kötü gidince bok atmalar başlıyor. Şu an da olan aynı değil mi? Ekonomi kötü, hayatım boka sardıysa; sorumlusu kesin başkasıdır. Aptalları seçmemiz, aptallar tarafından yönetilmemiz, zihnimizi en ilkel haliyle kullanıp ‘binary’ düşünmemiz değil.(yani 1 ve 0, doğru ve yanlış, benden ya da onlardan). Sorun tabii ki, diğerleri.

Başka bir çelişki de var. Mesela Kürşat isyanını öğrenmiştik. Çin sarayına kafa tutup, özgürlüğü alan Kürşat. Gurur objesi. Verdiği isyan duygusu, özgürlüğü damarlarımızda hissettiğimiz bir kimlik, bayrak ise üzerine sonradan katılan bir kutsal.

Tarihte örnek çok. Mısır’a kafa tutan, İsrailoğulları, Med hakimiyetine karşı ayaklanıp özgür imparatorluklarını kuran Persler, Yunan şehir devletlerine karşı ayaklanan ve imparatorluk kuran Makedonlar ve meşhur İskenderleri, Helenistik egemenliği yıkan Partlar. Roma’yı yıpratıp, özgürleşen, Roma’nın yıkılmasına ön ayak olan Gotlar, Franklar. Habsburg baskısına karşı direnen ve konfederasyon kuran İsviçreliler.

Pers imparatorluğuna karşı savaşan ve başaran Yunanlılar, Roma ve Pers arasında özerk ve bağımsızlık sağlayan Ermeniler, Bizans ve Osmanlı’ya karşı direnen ve bağımsızlaşan Sırplar, İspanyol İmparatorluğuna karşı savaşan Hollandalılar, İspanya’dan ayrılıp kendi krallıklarını kuran Portekizliler. Bizans baskısından kurtulan Araplar; Çin ve Pers etkisinden çıkarak, onlara karşı savaşarak özgürleşen, Göktürkler, Selçuklular, Osmanlılar. Çin ve Türklere karşı bağımsızlaşan ve dünyaya meydan okuyan Moğollar.

Bunlar gibi daha niceleri diğer kıtalarda, her coğrafyada var. Yani bağımsızlık ve bağımsızlık için savaşmak sadece bize özgü bir şey değil. Asla tutsak olmadık diye de, bir şey olmamış. Bir şekilde, kısa ya da uzun süreli tutsak olunmuş. Bir de isyan edip kazanamayan ama geleceği etkileyenler var. William Wallece gibi, Jan Hus gibi daha geriye gidersek Vercingetrix gibi, Boudica gibi, Spartacus gibi, Kürşat gibi.

Tarihte gurur duyduğumuz şeyler, merkezi güce karşı başkaldırı. Kimi zaman devlet düzeyinde, kimi zaman isyan ve eşkiyalık düzeyinde. Öyle olmasa Anadolu’da onca Türk devleti birbirine girmezdi heralde.

Bugün baksak, verdiğimiz örneklerin çoğu bugün terör ve anarşi olarak adlandırılırdı heralde. Güç kimdeyse, istediği ismi takıyor. Bu da tıpkı bayrak gibi bir hafızaya dönüşüyor.

Antik-orta çağ ayaklanmaları gibi. Coğrafyaya yayılmış bir topluluk. Merkezi otoritelerle gerginlik yaşayan bir grup. Ayaklanma ve bastırılma. Devamında ise kültürel kimlik arayışı, siyasi talepler ve silahlı yöntemlerin iç içe geçtiği bir form.

Aslına baktığınızda, bize zincir vurulmaz, bizim karakterimiz bağımsızlıktır, söylemlerinden farklı bir şey yok ortada. Gücü olan, tehdit hissediyor hepsi bu. Bu tehdit ne bizi onurlu yapıyor ne de onlarınkini terör. Aksine onlar ve bizler diye ayrılmamız sayesinde nefreti besliyor ve sağlıklı bir toplum yerine kırılgan ve her an karışmaya müsait bir ortam yaratıyor. Tanıdık geldi mi? Ortadoğu’nun kısa hikayesi gibi.

Başka bir çelişki de, kendi anlatılarımızdaki cepheye mermi taşıyan kadınlar, erkeklerle omuz omuza savaşan kadınların toplumsal direnişin sembolü, gurur kaynağı, fedakarlık ve özgürlük sembolü olarak görülmesi. Sadece bizde değil, birçok savaş hikayesinde bu böyle. Ancak sınırın diğer tarafında aynısı yapılınca, ismi provokasyon, propaganda, manipulasyon ve kandırma oluyor. Bir tarafta ilerici bir eylem olan şey, bizden olmayınca tehdit oluyor. Bu bile, toplumsal dinamiklerin temelinin sağlam olmadığını gösteriyor. Kutsallarımızın, ne kadar anlamsız ve insanı yok sayan kutsallar olduğunun göstergesi. Korkunun sebebi, güçsüz olduğunu bilmek genelde.

Aynı eylemler, farklı sonuçlar.

Direnişin adı terör, özgürlük arayışının adı hainlik, fedakarlığın adı radikalleşme oluyor. Bize özgü de değil, benzer konumdaki her devlet benzer hikayeler anlatıyor. Hikayelerin ve sembollerin arkasına saklanıyor.

Durum böyle olunca da, ortaya başka bir sorun çıkıyor. Dış güçler.

Bizim terör dediğimiz şeyin, başka bir yerden direniş olarak görünmesi rahatsız ediyor. Tıpkı başkasının terör olarak gördüğü şeyi, bizim hak arayışı olarak görmemiz gibi. Halbuki etik ve vicdan, ahlağın tersine, bir duruştur. Burdan bakınca eğri, oradan bakınca doğru duran bir şey değil.

Ne tarihsel benzerliklerin olması, her şeyi meşru yapar ne de benzeri olmayan şey, her şeyi terör yapar. İnsanı merkezi koyduğunuzda, zaten tek bir doğru veya tek bir yanlış olmadığını da görmek çok zor değil.

Ne bayrak, ne de devlet namustur. Millet olmak; kutsal saydığımız şeylerin daha da ötesinde bir olay. O nedenle, Anayasalarını bayram olarak kutlayan ülkelere çok saygı duyuyorum. Medeniyete giriş aşamasını atladıkları için.

Bayrak ortak yaşamın simgesi olabilir mesela ama namus ve uğrunda ölünecek bir şeye dönüştüğünde, asıl tehlike olur. Eleştirinin ahlaksızlık olduğu yer, adaletin bittiği, efsanelerin başladığı yerdir aslında. Aptallıkların arttığı ve aptallıkların bedelini ödeyecek kahramanların arttığı ya da arandığı yer. Yani yolun bittiği yer.

Son olarak şunu da söylemek de fayda var. Millet olabilmek için aynı şeylerin kutsanmasına gerek yok. Belki de eski uygarlıklardan alınacak en büyük ders bu. Teknolojinin erişme alanı, iletişimin hızlanması ve 20. yüzyıldaki yıkımlar nedeniyle modası geçmiş ulus-devletler ise tam tersine ‘aynı şeyin kutsayın’ diye dayatıyor.

Daha kaç milyon insanın ölmesi gerekiyor bilmiyorum ama bence gereksiz anlamlar yüklediğimiz kutsallar üzerinden birlik kurmaya çalışmaya, 20.yüzyıl hatalarını tekrarlamaya devam edersek, daha çok milyonlar yok olur. 20.yüzyıldan hevesini alamamış, aptallar yüzünden bitmek bilmeyen ve büyüyen bir savaşa doğru gidiyor dünya.

Sırf bu yüzden; siyasetten, politik tartışmalardan uzak durup, ütopik bir hayalle yaşamayı yeğliyorum.

,

Comments

2 responses to “Bayrak ve İnsan”

  1. kittyfamous5f9fb32d95 Avatar
    kittyfamous5f9fb32d95

    Çok beğendim. Mükemmel…

    Like

    1. schwarzgoat Avatar

      teşekkür ederim

      Like

Leave a comment