Yıkıcı Teknolojiler-8: Final

Yıkıcı teknolojiler serisini sonunda bitiriyorum. Yıkıcı kelimesi her ne kadar kulağa olumsuz gelse de, anlamının ‘hayatımızı kökünden değiştiren’ olduğunu söylemiştim. Önceki örneklerin çoğunda, bu teknolojilerin faydalarının yanında birçok etik sorun barındırdığından bahsetmiştim. Şimdi ise biraz daha olumlu sonuç veren, hızlıca benimsediğimiz; kültürel dönüşüme öncelik eden teknolojilerle ilgili yazacağım.

Tarih boyunca teknoloji hayatımızı birçok yönden değiştirdi. Tıpkı insanın davranışları, yaşam tarzları gibi kültür de değişime ayak uydurdu. Bu değişim; adaleti artırdı, sağlığı iyileştirdi, zorlukları azalttı ve insanın potansiyelinin ötesine taşıdı. Geleneksel düşüncenin aksine, kültür, gelenek ve görenekler sabit şeyler değil. Her geçen sene bireysel olarak da, toplumsal olarak da değişiyoruz. Düşünce tarzlarımız, yaşam tarzlarımız, hareketlerimiz, sosyalleşmemiş gibi birçok şey zamana ayak uydurmaya çalışıyor. Bu değişime ayak uyduramayanlar ise yok olup gidiyor.

Photo by Martijn Vonk on Unsplash
  1. Taş aletler ve Ateş

Her dönemin teknolojisi farklı. Tarih öncesi çağlarda, taş aletler ve ateş; büyük bir teknolojiydi. Bu teknoloji sayesinde, insanoğlunun yeme alışkanlıkları değişti, evrim süreci hızlandı ve kırılganlıkları azaldı.

İnsanoğlu yemek pişirmeye başladıkça, besin güvenliğ arttı ve aldığı besin değerleri de çeşitlendi. Yaptığı aletler sayesinde; avcılığı geliştirdi, kendi daha iyi korur duruma geldi ve kendine daha sağlam kalacak yerler inşa edebildi. Bu değişimin getirdiği bir diğer şey de, sosyalleşme oldu. Paylaşılan kaynaklar, daha iyi avlanmak için yapılan dayanışma, en ilkel toplulukları, sosyal organizasyonları ortaya çıkardı.

2. Tekerlek

Tekerleğin icadını bir açıdan farklı buluyorum. Yıllar sonra, endüstriyelleşme ile olan ilişkisi bana hep ilginç gelir. Binlerce yıl sonra yaşanan, aynı devrim aslında.

Tekerlek sayesinde, insanların hareketliliği arttı. İnsanoğlu, enerjisini koruyarak bir noktadan, diğer noktaya gidebilmeye başladı. Böylece daha geniş alanlara yayılabildiler, ticari ortaklığın artmasına vesile oldular. Elde ettikleri malları da, daha uzun mesafeler rahatça taşıyabildiler. Bu da, kendi alanlarında kısılıp kalmalarını engelledi. Bugünkü toplumun temeli de, aslında bu hareketliliğe ve ulaşım gücüne bağlı. Özellikle pandemi dönemi, bunu daha iyi deneyimleyebildik.

Photo by Jon Cartagena on Unsplash

3. Yazı sistemi

Yazı öncesi, iletişim yolu anlatımdı. İlköğretimde, oynadığımız oyun da, bunun ne kadar güvensiz olduğunu gösteriyor. Kulaktan kulağa aktarılan bilgi, arada eriyor, değişiyor çünkü işin içine algı ve duygular giriyor.

Yazı sayesinde insanoğlu kolektif bilgiye sahip olmaya başladı. Tarih, hukuk, edebiyat gelişti ve bu geliştikçe, toplumlar da gelişmeye başladı. Tarihten ders almaya, ortak değerler üretmeye başladı. Her ne kadar bugünlerde yazılı hukuk da, farklı yerlere çekilebilse de; büyük ölçüde ortak bir nokta bulunabildi. Yazının icadı; bilgi ve geöişle kültürel bağ dışında; yönetim anlayışını kökünden değiştirdi.

4. Demir ve Bronz Aletler

Çok kısaca açıklamak gerekirse, demir ve bronz, imparatorlukları yarattı. Üretim hızlandı, tarım hızlandı, tarımdan elde edilen ürün arttı, altyapı güçlendi. İnsanoğlu artık, kendi alanını daha iyi koruyabilecek bir noktaya geldi. Her ne kadar, daha kanlı savaşları getirse de.

Photo by Susan Q Yin on Unsplash

5. Yazılı Basın

Matbaanın geç gelmesi, koca bir imparatorluğu çökertti diye öğreniyoruz ama niye çökertiyor? Yazı olmasa, kitaplar olmasa hep başka şeyleri suçlayıp, öyle olmasaydı şimdi dünyaya hükmediyorduk diye kendimizi kandıracaktık.

Yazılı basın sayesinde, elitlerin ve kralların, Avrupa’da kilisenin bilgiyi elinde tutma tekeli son buldu. Eğitim ve okur yazarlık daha büyük alanlara yayıldı. Bilim, tüm dünyaya yayıldı ve kolektif bilgi alışverişi sayesinde; gelişmeye başladı. Kültürel bir uyanışın önünü açtı. Reform ve rönesansın en büyük nedeni buydu.

Demokrasi için, kritik düşünce, yaratıcı düşünce için eğitim için büyük bir adımdı. Elbette krallar, hükümdarlar bu uyanışa engel olmaya çalışacaktı. Bilgiye erişimi keserek, yazılı basının ülkelerine ulaşmalarını yasaklayarak; hükümdarlıklarını sürdüreceklerini düşünüyorlardı ama öyle olmadı. Yaptıkları bu büyük hatanın bedelini insanlar yüzlerce yıl ödedi. Hatta bugün halen, bu hatanın bedelini ödüyoruz. Eğitimsiz bırakılan halkla, eğitim ve özgürlük için savaşan halkın savaşı devam ediyor. Eğitimsizlikten güç alan tiranlar, 500–600 yıl sonra tıpkı ataları gibi bilgiye erişimi keserek hükümdarlıklarını sürdürebileceklerini zannediyorlar. Ancak özgürlüğün, bilginin ve demokrasinin tadını almış kimseyi durduramıyorsunuz. Osmanlı’da 300 yıl süren yıkım süreci, bugün 5 sene de sürebilir. Teknoloji gibi, olay akışları da hızlandı.

6. Bilimsel Metot

Bizim topraklarageç gelen sadece matbaa değildi. Bilimsel metot da, geç geldi. Bilimsel metot, batıl kaynaklı ve inanç kaynaklı açıklamaları yok etti. Yerinde kanıt odaklı bilgiyi, neden sonuç ilişkilerini ve modern bilimi getirdi. Bu sayede insanoğlu, ilaç, fizik ve biyoloji konularında çok hızlı bir ilerleme kaydedebildi. Bugünkü teknolojiye ulaşabildi ve sözdebilimin ve mitlerin de zararını azalttı. İnsanoğlu kolay değişmiyor. Bugün halen daha insanlar sözdebilim, batıl inançların peşinden gidiyor. Kendi kendine efsaneler uydurup, inanıyor. Yine de bilimsel metot, hayatın temel gerçeği olarak devam ediyor.

7. Endüstri Devrimi

Tekerlek, yazı, yazılı basın, modern teknoloji derken; insanoğlu endüstri devrimine geldi. Gelişen teknolojinin kaçınılmaz kıldığı devrim. Bu devrim, yerel ve aşırı kontrollü işçi ekonomilerini, geleneksel el işçiliğini yok etti. Getirisi ise daha hızlı bir gelişim, daha iyi bir ticaret ağı, daha uygun üretim, daha erişilebilir bir dünya oldu. Endüstri devrimi sayesinde, kapitalizmle tanıştık ve uluslararası ticaretle. Bu ticaretin getirisi da, karşılıklı bağlılıklar ve dolayısıyla savaşların her geçen sene daha da anlamsızlaşması oldu.

Tabii ki, hiçbir şey kolay olmuyor. Kölelik, makinalar arasında yitirilen hayatlara da tanıklık ettik ama tüm bu tecrübeler işçi haklarını da getirdi. Yeni sistemleri de. Bugün geldiğimiz noktada, halen daha sistem tecrübelerinden faydalanarak evriliyor.

Bu evrimin içinde bir şey daha farkettik. Doğa kaynakları sonsuz değil. Sürekli üretmek, yaşadığımız alanı yok ediyor. Dolayısıyla endüstri devriminin devamı, hem işçi hem sosyal hem de çevre reformlarını beraberinde getiriyor. Daha sosyal politikaların, ortak yaşam tecrübesinin de, önünü açıyor.

Photo by NASA on Unsplash

8. Elektrik

Elektriği artık , çok da anlatmanın önemi yok. 1 ay elektrik kesildiğini hayal edin. Buzdolabı yok, bilgisayar yok, internet yok, telefon yok, hiçbir iletişim yok. Hiçbir işin devam etme ihtimali yok çünkü her şey dijitalleşti. Suç kayıtları yok, kameraler yok, ulaşım yok. Nasıl yıkıcı bir teknoloji olduğunu ve hayatımızı nasıl değiştirdiğini hayal edebiliyor musunuz? elektriksiz bir hayat düşünemiyoruz. Halbuki 300 bin yıllık insanlık tarihinin, son 200 senesi tanıştık elektrikle.

9. İnternet ve Akıllı Telefonlar

İnternet ve akıllı telefonlar, yazılı medyayı, cdleri, hatta komunikasyon anlamında sınırları ortadan kaldırdı.

Artık herkes her yerden haberdar ve sınırların hiçbir anlamı kalmadı. Birçok işimizi internetle hallediyoruz ve eskiden yapmak için oradan oraya gittiğimiz, kocaman odalara ihtiyaçduyduğumuz her işi cebimizdeki aletle halledebiliyoruz.

Bunun bize getirisi, küresel erişim oldu. Her şeye, her yerden erişmek mümkün. Çin’deki bir ürünü, tuvalette otururken sipariş verebiliyor ve ayağımıza getirebiliyoruz mesela. Anında herkese ulaşabiliyor, hatta görüntülü konuşabiliyoruz. Eskiden aylarca cevap alınamayan mektuplardan tam ümidini keserken, bir anda alıdığı mektupla tüm dertlerini ve soru işaretlerini unutan nesillerden; mavi tik görmeyince çıldıran, saniyesinde cevap gelmeyince gönül koyan, kafasında binbir düşünce çeviren nesillere döndük.

Dijital ekonomi de, oluştu. İnternet üzerinden bir sürü iş yapılıp, para kazanılabiliyor. Yani internet hayatın kendisi oldu ve daha da sanal bir gerçekliğe doğru gidiyoruz. Ona da alışacağız.

10. Yapay Zeka

Bence tekerlek, yazı, matbaa, endüstri devriminden sonra yine kaçırmaya başladığımız en büyük devrimlerden bir tanesi yapay zeka. Yapay zeka, hayatımıza çok çabuk girdi ve her yerde kullanılıyor. Birçok uygulamada, websitesinde arka planda çalışıyor.

Yapay zeka, manuel analizi bitirdi, kendini tekrar eden işlerin sonunu getirdi ve insanın sınırlarını da yok ediyor.

Yapay zeka sayesinde, medikal alanda çok büyük bir devrime doğru yol alıyoruz. Yaşam tarzlarımız değişiyor. Birçok yaratıcı uygulama hayatımıza giriyor ve sanata, müziğe, bilgiye bakışımızı kökten değiştiriyor. Akıllı sistemler sayesinde, evlerimiz, şehirlerimiz, sosyal iletişimimiz gibi hayata dair her şey kökünden değişiyor ve bu değişim kaçınılmaz.

Photo by Possessed Photography on Unsplash

Çok fazla detaya girmek istemedim ama uzun lafın kısası şu: Kültür, yaşam tarzı, inanç, gelenekler, görenekler, algı… Her şey zaman içinde değişmeye mecbur. Kimisi değişime direniyor ama farkında olmadan bu değişime ayak uydurduğunun farkında değil. Birçok şeyi de anında benimsiyoruz ve o kadar benimsiyoruz ki, öncesini hayal dahi edemiyoruz. En güzel örnek elektrik ve internet. Başka bir örnek marketten aldığımız gıdalar. Şimdi de yapay zeka.

Bu değişimin önünde durup, değişmeye karşı olmak anlamsız. İnsana düşen tek sorumluluk, değişimin etkisi. Pozitif ve negatif etkilerini düşünmek. Daha da önemlisi, artık inandığımız hiçbir şeyin önemi olmadığını anlamak. Önemli olan tek şey, birlikte yaşadığımızın, bizim dışımızda yaşananların ve ortak alanların farkında olmak. Yani empati ve saygı.

Yıkıcı teknolojiler, dünyanın sonu değil, yeni bir dünyanın başlangıcı. Sınırlarımızı ortadan kaldıran değişimler. Bizi daha etkin, daha demokratik, daha kapsayıcı hale getiren değişiklikler.

Tekrar edersem. İnsan ve insanın değerleri hiç olmadığı kadar değerli. Etik, bilgelik, eğitim ve vizyon; her şeyden çok daha önemli.

,

Comments

Leave a comment