Siyah Türkler

Beyaz, Gri ve Yeni Elitlerden sonra sıra siyah Türklere geldi. Siyah Türk terimi de, diğerleri gibi net bir kimliği temsil etmese de, farklı kapsamlarda kullanılmış.

En yaygın kullanımdan biri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Afrika’dan köle olarak getirilen veya kendi istekleriyle Anadolu’ya veya Kıbrıs’a yerleşen ve torunları günümüzde Türkiye’de yaşayan insanları ifade etmektir. Bu grup, “Afro-Türkler” olarak da bilinir.

https://www.hurriyetdailynews.com/turkeys-black-community-feels-right-at-home-155584

Bazı aktivistler ve akademisyenler, için bu terim etnik bir sınıflandırmadan çok, siyasi bir terim. Bu bağlamda; daha çok ırkçılığa karşı mücadee eden, azınlık marjinal grupları temsil eder. Etnik bir kavramdan çok dezavantajlı grupları, azınlık haklarını, solculuğu, fakirleri ve hakları için savaşan her türlü grubu temsil eder. O nedenle; Kürtler, Romanlar, Lazlar, Çerkezler, Aleviler de bu grupta değerlendirilebilir.

Dolayısıyla Siyah Türkler, günlük hayatlarında ırkçılık ve ayrımcalığa maruz kalabilir, iş bulma, barınma, eğitim hizmetleri ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda zorluk yaşayabilirler. Kağıt üzerinde anayasa eşit haklar sunsa da, uygulamada çok daha farklı olabiliyor. Örneğin, Kürtlerin güvenlik soruşturmasının uzaması nedeniyle aynı şartlardaki diğer vatandaşlara göre göreve başlamalarının çok daha uzun sürmesi; cv ilettiklerinde tercihin aleyhlerinde yapılmaları ya da fakir bölgelerdeki çocukların imkansızlık nedeniyle devlet okullarında varlıklı yerlerdeki devlet okulları göre çok daha eksik eğitim almaları ve bu nedenle daha başarısız gözükmeleri. Yine aynı şekilde sağlık hizmetlerinde, kimsesizlerin, fakirlerin daha kötü sağlık hizmetleri alması, yaşatılabilecekken öncelikler nedeniyle gerekli efor verilmemesi vs gibi. Benzer şekilde trans bireylerin, fahişeliğe zorlanması ve toplum içinde eşit haklardan yararlanamaması gibi. Yani sosyal ve ekonomik olarak dışlanmaları, eğitim ve istihdamda dezavantajlı olabiliyorlar. Kültürel kimlik olarak da, alışılanın ve genele yayılanın dışında yaşamaları; aidiyetsizlik duygularının artmasına ve izole olmalarına sebep olabiliyor. Bu sefer benzer ayrıcalığı kendileri dışında olmayanlara karşı uygulayabiliyorlar fırsat bulduklarında.

Yine bir örnek, birçok köyde sezonluk işçiler sadece aksanlarından dolayı dışlanabiliyor, ya da sadece çalışacak materyal muamelesi görebiliyorlar. Okullarda, ‘kürt’ şakaları yapılarak dışlanan çocuklar olabiliyor, ırksal ayrımcalığa maruz kalabiliyorlar. Ya da benzer şekilde giyim tarzlarından, saç tarzlarından dolayı aşağılanıp, dışlanabiliyorlar.

Siyah Türklerin genel olarak beklentisi; ırkçışığın ve ayrımcalığın son bulması ve eşit şartlar sağlanması. Adaletli olunması ve dezavantajların ortadan kaldırılması. Kültürel kimliklerinin tanınması ve saygı görmesi. Eğitim, istihdam ve sağlık alanlarında daha çok fırsata erişebilmek. Siyasi ve ekonomik katılımlarının artması.

Meclise şöyle bir göz atınca, Anadoludaki kültürel çeşitliliğe rağmen, yönetenlerin ne kadar az çeşitli olduğunu, belli kalıplar dışına çıkan herkesin dışlandığını görmek oldukça kolay. Aynısı yine üniversiteler, şirketler ve kurumlar için de geçerli. Bu sebeple de, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Siyah Türkler de; sol örgütlerin, marjinal grupların radarına girebiliyor. Zaman zaman devlet gücüne fazlasıyla maruz kalabiliyorlar.

internet

Örnek olarak Kolombiya’da benzer şeyler yaşanmış. Fakir bölgeler hem gerillanın hem de uyuşturucu mafyasının etkisi altında kalmış uzun zamanlar. Gerilla, aslında uyuşturucuya karşı ve eşitlik için mücadele ederken; finansal dezavantajlarını ilerleyen zamanlarda uyuşturucu ticareti ile kapatıyorlar. Bunun üzerine, sağ hükümet biraz mafyanın etkisiyle, biraz da güçlenen gerillanın gücünü ve kaynağını kesmek amacıyla orduyla anlaşıyor ve o mahallelerin içinden geçiyorlar. Dümdüz ediyorlar. Herkesin gözü önünde infazlar gerçekleşiyor. Bunu yaparken de, karşı tarafı şeytanlaştırmayı ihmal etmiyorlar. Yani fakir ve dezavantajlı grupların hak arayışı, hainlik olarak nitelendiriliyor ve hükümetin aksiyonları meşrulaştırılıyor.

https://bianet.org/haber/il-il-1-mayis-cagrilari-294791

Bizde de, 1 Mayıslar benzer. Sendikalaşma zaten Türkiye’de bambaşka bir noktada. Ya bendensin ya da teröristsin ayarında. Buna bir de anarşist ya da marjinal gruplar eklenince, her 1 Mayıs polisle(devlet) ile karşıtları gibi lanse edilen bir savaşa dönüşüyor. Hak aramak devlete karşı hareket olarak görülüyor. Zaman içinde de, ister istemez lanse edildiği yere itiliyor. Çünkü katılımdan çok ayrımcılık pompalanıyor. Dezavantajlı grupların, tepkisi de nefrete dönüşüyor. Çünkü aidiyat duyguları kesiliyor.

Siyah Türklerin Kürt Hareketi ile ilişkilendirilmesi de, oldukça normal. Bunun bir sebebi PKK’nın marksist temelli olması. İkinci sebebi ise Kürtlerin azınlık olması, anayasal olarak eşit olasalarda uygulamada fazlasıyla ayrımcalığa uğramaları.

Bir de, Türkiye’de Sol kavramı hep marjinallik ve aşırılık olarak algılandı. ‘Devrim’ söylemi şeytanlaştı ve ulusal temelli, tutucu halkın refleks olarak tepki gösterdiği bir şeye dönüştü.

Siyah Türklerle, Kürtlerin bazı deneyimleri bu nedenle kesişir. Her ikisi de azınlıktır, ayrımcalığa uğramıştır. Fikirleri ve idealleri için mücadele etmek zorundadır. Her iki grubun da, farklı dilleri, kültürleri ve tarihi deneyimleri vardır. Zaten siyah Türk kavramı için de, Kürtlerin de yer alabileceğini; kısmen beklentilerin kesiştiğini söylemiştik. Bu nedenle de, siyasi birliktelik de, olabilir. Örneğin; HDP, DEM gibi partilere bakarsanız, bunların sadece Kürtlerden oluşan etnik partiler olmadığını görürsünüz. Ya da TİP’sinin içinde TKP’nin içinde de farklı kesimlerden, farklı söylemlerden kişiler olduğunu görebilirisiniz. Bu da mutlak bir birliktelikten çok, stratejik bir birlikteliği ifade eder. Anlaşma gibi anlaşmazlıklar ve pürüzler de, yaşanabilir.

Siyah Türklerin, Sol Hareket ile kesiştiği noktalar ise; eşitlik, adalet, sosyal adalet gibi ortak değerler. Irkçılığa karşı, eşitsizliğe karşı mücadele esası buluştukları en temel nokta. Tarihsel bağlantıları da fazladır. Çünkü siyah Türkler sol harekete ve işçi sınıfı mücadelelerine aktif olarak tarih boyunca katılmıştır. Bugün ise aktivist topluluklar yine benzer şekilde sol hareketle birlikte hareket ederler. Ancak sol hareket içinde de, Siyah Türklerin ayrımcalığa ve ırkçılığa uğraması mümkündür. O nedenle, tamamen mutlu ve kolay bir ilişkiden bahsetmek zor. Yine de seslerini duyurmak, farkedilmek için bilinçli ve diyaloğa dayalı hareketi tercih ederler, etmek zorundadırlar.

https://canakkaleolay.com/haber/firsat-esitsizligi-giderilmezse-cocuk-iscilik-artabilir-12477

Son olarak, sol grupların, Kürtlerin, Siyah Türklerin homojen gruplar olmadığını söylemek gerekir. (Bkz. Sol fraksiyonlara ayrılıyor şekerim) Doğal olarak bu gruplar arası statik bir ilişki yoktur. Zaman zaman sapmalar, tam tersine hareketler de olabilir. O yüzden, bu grupları tolumsal bağlamda değerlendirmek gerekir. Basit genellemelerden kaçmak ve farklı bakış açılarına, deneyimlere de saygı duymak gerekir diye düşünüyorum.

Bu da bizi, Siyah Türklerin; Akp ve Beyaz Türklerle ilişkisine getiriyor.

Akp ile ilişkileri karmaşıktır. Çünkü gerek ilk dönemdeki liberal söylemleri, gerek zaman zaman değindikleri azınlık hakları, ırkçılığa karşı attıkları adımlar nedeniyle, Akp Siyah Türkler tarafından takdir görebilir. Bazı Siyah Türkler ise, Akp’nin ırkçılıkla yeteri mücadeleyi göstermediğini, Siyah Türklerin ihtiyaçlarını tam olarak gidermediğini, sadece gösteriş ve siyasi şov olarak kaldığını savunur. Ayrıca son yıllarda artan milliyetçi söylemler de, Siyah Türkleri olumsuz etkiliyor ve onları karşı tarafa itiyor. Zaten seçim ittifaklarında, belediye seçimlerinde bunun etkilerini gördük. Güç odaklı söylemler, tahmin edilemeyecek sorunlara yol açabilir, açıyor da.

Akp’den kaçan Siyah Türkler de, bu sebeple zaman zaman muhalefet partilerine yaklaşabiliyorlar. Ancak bu bağı kuvvetlendirmek için vaatleri somut politikalara çevirmek gerekir. Yani mücadeleye devam ederek, samimi şekilde sosyal adalet için savaşmak.

Benzer şekilde, Beyaz Türklerle ilişkileri de karmaşıktır. Daha önce anlattığımız Beyaz Türklerin kendini özel hissetmesi, bir yandan gereksiz bir kibri getirip, onları sınıfsal ayrıcalıklı gibi gösterirken, diğer yandan açık görüşlü yanları ırkçılık ve ayrımcalığa karşı hassas bir hale getirebiliyor. Bu da Siyah Türklerin, talepleri ile kesişmelerine neden oluyor. Fakat Beyaz Türklerin birçoğu, Siyah Türklerin karşılaştığı ayrımcalıktan, fırsat eşitsizliğinden, ırkçılıktan bir haber. Bunun empatisini yapmaları ise oldukça güç. Bu boşluk ancak açık iletişim ve eğitimle çözülebilir. Ancak bu şekilde kapsayıcı bir demokrasiye ve topluma doğru yol alınabilir.

https://www.turksolu.com.tr/31-martta-beyaz-turk-devrimi/

Sonuç olarak, Siyah Türk kimliğinin karmaşıklığını anlamak, Türkiye’deki eşitsizlik sorununu farketmek, anlamak ve çözüm üretmek için oldukça kritik bir öneme sahip. Bak polise saldırdı, bak şunu yaptı diyerek genelleyip geçince, sorunlar daha çok derinleştiği gibi aidiyatsızlık hissi de, yavaş yavaş düşmanlığa dönüşüyor. Özellikle etnik azınlıklar için bu çok daha büyük bir risk.

Huzurlu, gelişmiş ve yüksek hayat standartlı bi ülke hayal ediyorsak; ırkçılığa ve ayrımcalığa karşı dimdik ayakta durmalıyız. Afyon’daki, Bolu’daki ırkçı uygulamalar gibi her türlü uygulamaya karşı tepkimizi koymalıyız. Çünkü bugün sizin işinize gelen uygulama, yarın çok daha büyük bir sorun olarak karşınıza çıkabilir.

O yüzden ırkçılığa karşı, politikaları destekleyerek, açık diyaloğu teşvik etmek, daha adil ve eşitlikçi bir toplum için çok önemli. Bir sorunu savaşarak çözemezsiniz. Önce sorunu anlamanız, sorunun kaynağını farketmeniz ve mağdur yaratmadan sorunu çözmeniz gerekir. İnsanları tek bir kalıba koyarak, sadece güç göstererek, varılacak tek yer Arap Baharı ülkelerinin yaşadığını yaşamak. Kendi yarattığınız düşmanlıkta boğulmak; suçluyu dışarıda göstererek aynı sorunları tekrar tekrar yaşamak.

,

Comments

Leave a comment