Kendini Nasıl Tanırsın: Gündem

Bugün sorular yazmayacağım. Ülkenin gündeminde kaybolmayla, kendini gerçekleme arasındaki bağantı üzerine yazmak istiyorum. Bu konuda çok sevdiğim bir hikaye var. 1933 yılında Münih’li genç bir müzisyenin Einstein’a kaygılarını anlattığı mektup ve Einstein verdiği cevap. (cevap için tıklayın. Orjinali için google amca).

Özetle Einstein, klasikleri okuyun doğaya ve özünüze dönün gerisiye de ilgilenmeyin diyor. Yani kendinizi duygusal, fiziksel ve mental olarak besleyin.

Kendini gerçekleme, kendini tanıma dediğimiz şey de bu aslında. Çevreden bağımsız olarak genel memnuniyetimizi artırma. Bunu yapmanın yolu da, neye sahip olup, neye olmadığımızı; neye etki edip neye edemediğimizi; neler yapıp neler yapabileceğimizin farkında olmak ve o andan maksimumu alabilmek.

Türk olmak, Türkiye büyümek, yaşamak birçok konudan avantajlı aslında. Tıpkı yaşadığımız yıl gibi. Birçok konuda da dezavantajlı. Güney Amerika’da uyuşturucu savaşlarının arasında da büyüyebilirdiniz. (Büyümek diyorum çünkü insan sürekli gelişen bir varlık eğer isterse). Ya da Afrika’da en ilkel şartlarda da. Sokakta yürürken acaba mayına basacak mıyım, kafama roketler yağacak mı diye de düşünebilirdiniz. Böyle bakınca şansınızın farkında olup, bu şansı değerlendirmek düşüyor bence.

Elbette Alplerin eteğinde Heidi ile koşturma, istediğiniz gibi eğlenme, yaşama, istediğiniz her şeye erişme şansınız da olabilirdi. Bunu hayal de edebilirsiniz. O zaman da, düşünmeniz gerkeen şey öncelikleriniz, gerçekliğiniz neler ve hayal ettikleriniz sizin için çok önemliyse, onlara nasıl ulaşabilirim. Bir de emin olunması gereken şey, hayal kurduğunuz şeylerin gerçeklik seviyesi. Abartılmış bir ideal mi, yoksa hayal ettiğiniz nokta da her şey güllük gülistanlık mı?

Türkiye gibi bir ülkede, siyaset hiçbir zaman bitmez. Birisi gelir, diğeri gider ama tartışamalar devam eder. Kimi zaman gerginlik artar, kimi zaman tam hayalinizdeki gibi bir ülkeye döner ama sonuçta siyaset bitmez. Önemli kısım siz bunun neresindesiniz? Her gün tartışarak, öyleymiş böyleymiş diyerek sadece kendi zamanınızı harcıyorsunuz. Sizin bildikleriniz 1 birimse belki de arka planda farkında olmadığınız, hiçbir fikir sahibi olmadığınız milyon birim var. O nedenle de siyasete, sürekli değişen gündemle duygusal bağ kurmak oldukça anlamsız. Aynı şekilde bir şeyleri kutsallaştırmak, değişmez görmek, dokunulmaz görmek, tabulaştırmak da öyle.

Nerde yaşarsanız yaşayın bu böyle. O nedenle önemli olan sizin için en mantıklı şekilde vatandaşlık görevinizi yapmak. Bunun dışında etki alanınız dünyanın her yerinde aynı. Değiştiremeyeceğiniz, direkt olarak müdahale edemediğiniz, varsayımlar üzerine kurduğunuz her türlü düşünce, tartışma, aksiyon hayatınızdan çalınan zaman anlamına geliyor.

Benim tavsiyem hayatın tadını çıkarın. Okuyun, düşünün, algınızı geliştirin. Gezin, dolaşın, insanlarla bağ kurun, roman okuyun duygusal dünyanızı geliştirin. Sınırlarınızı aşın. Sadece ülkenin değil, dünyanın da sınırlarını aşın. Hedefler belirleyin, nasıl dünden daha iyi olurum diye düşünün. O zaman gündemin, ülkenin, çevrenin o kadar da önemli olmadığını göreceksiniz.

,

Comments

Leave a comment