İlişkinizi sürdürürken ya da sizin için özel olduğunu düşündüğünüz biriyle birlikteyken; iç huzurunuzu sağlamak bazen güç olabiliyor. Eğer mutluluğunuzun ilişkiniz yüzünden tehdit altında olduğunu düşünürseniz ne yaparsınız?
Mutluluğunuzu ne kadar daha öncelik olarak tutabilir ve ilişkinizle dengelemeye çalışırsınız?
Alabileceğiniz en ekstrem önlemi alıp, insanları hayatınızdan çıkarabilir misiniz?
Mutluluğunuz peşinde giderken, yaşadığınız olumsuzluklara nasıl daha iyi tepkiler verebilir, hem iç huzurunuzu sağlayabilir hem de ilişkilerinizi sürdürebilirsiniz?
Bugünün sorularının temeli aslında kendi iç huzurunuzu ne kadar dışarıya bağladığınızla alakalı ve hayatı ne kadar olduğu gibi kabul ettiğinizle. Bununla ilgili daha önce de kısaca yazdım ama bugünün sorularına da bir iki yorum yapmak istiyorum.
Hayat her zaman istediğimiz gibi olmuyor. Bazen hayal kurduğunuz bir şey ile hayatınız aynı olmuyor. Hayatın gerçekleri genelde idealden uzak. Kimi zaman kariyeriniz, kimi zaman maddi durum, kimi zaman zaman, kimi zaman da ilişkilerinizin gerçeği bazı şeylerden feragat etmenize yol açabiliyor. Burada önemli olan nokta, feragat ettiğiniz şeylerin aklınızda kalıp kalmaması. Bunu kendinizden ödün vermek olarak mı görüyorsunuz yoksa sahip olduklarınızı kucakladığınız da, onlardan farkında olmadan vazgeçtiğinizi ama bunun da sizin için bir sorun olmadığını mı?
İlişkiler için de aynı şey geçerli. Mutluluğunuz sadece dışarıya mı bağlı yoksa kendinizle barışık mısınız?
Bir yandan insanlar birbirine benzerken, öte yandan herkes oldukça farklı ve orjinal aslında. Herkesin kendine ait yaşanmışlıkları ve buna bağlı kendine ait bir penceresi var. Ayrıca her geçen gün yeni yaşanmışlıklar, insanı değiştiriyor. Eskiden iyi bir ilişkide olması gerekenin aynı yönde değişmek olduğunu düşünürdüm. Şimdi ise daha farklı düşünüyorum çünkü bunun mümkün olmadığının farkındayım. Daha iyi bir ilişkinin temeli daha çok farklılıkları zenginliğe çevirmek. Onları kucaklamak ve kucaklayamadığınız farklılıklara da, kişinin özel alanı ile beraber saygı duymak.
Kimse kimsenin çöp kutusu ya da düşüncelerini kustuğu klozet olmak zorunda değil. Doğal olarak kimse sizin mutluluğunuzun temeli olmayacağı gibi mutsuzluluğunuzun da temeli olmamalı. Yani iç huzurunuz kendi çabalarınızın bir sonucu olmalı. O nedenle de, ilişkinizi bitirmek, insanları hayatınızdan çıkarmak gibi aksiyonlar almadan önce daha yapıcı olmak, sorunun temelini iyi analiz etmek önemli. Kendi açınızdan farklılıkları kucaklamak önemli olduğu gibi, ilişki kurduğunuz kişinin de bunu anlaması, kendi önceliklerinizi, farklılıklarınızı da o kişiye anlatabilmeniz mühim.
İlk üç soruda ne kadar ileri gidebilirsiniz sorusunu kendinize sorarken, son soru daha çok nasıl dengeleyebilirsiniz. Hayat da tam olarak böyle. Kendinizle ilgili cevapları buldukça, hayata karşı da daha olumlu olacağınıza eminim. İnişler, çıkışlar, ayrılıklar, birliktelikler, ölüm, doğum, acı, mutluluk… hepsi hayatın bir parçası, hepsi kişiliğimizi geliştiren; kendimize daha çok yaklaşmamızı sağlayan elementler aslında.

Leave a comment