Bugünün sorusu: güçlü yanlarınız neler, güçlü yanlarınız hayatınıza nasıl yansıyor, en büyük başarınız ve başarısızlığınız neler?
Önceki gibi bu da zor bir soru. İnsanlar, genelde kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya meyilliler. Başkası gibi olmak zorunda hissederler. Diğerleri kadar enerji dolu olmak, diğerleri kadar dışarı çıkmak, onlar kadar başarılı olmak, aynı konuma gelmek, aynı maaşı almak gibi. İşte bu tam olarak neden mutsuz olduğunuzun cevabı.
Şunu bilmelisiniz ki, sizin gerçekliğiniz, geçmişiniz, yaşadıklarınız, çevreniz ve diğer sizi etkileyen faktörler diğerlerinden farklı. Bazı konularda belki daha şanslısınız, bazı konularda ise şanssız. Bu yüzden de önemli olan kendinizi tanımak, kendinizle barışmak ve kendi gerçekliğinizi farkedip hayatınızı onun üzerine kurmak.
Başarının Ölçüsü
Bugünün dünyasını pazarlama dünyası olarak adlandırabiliriz. Varlığımız, sanal dünya ile, takipçilerle ve profillerle harmanlanmış ve sanal varlığı olmayan sanki yaşamıyormuş gibi hissediyoruz. Başarı ise daha çok para, kariyer ve somut çıktılarla ölçülüyor. Örneğin, yapılan bir araştırma Linkedin profillerinin büyük çoğunluğunun gerçekle örtüşmediğini ortaya koyuyor. Kısacası bu sadece kendini pazarlama olayı. Ya da diğer sosyal medya platformlarını düşünün. Gezilen bir hafta belki ama paylaşılan aylar. Paylaşan kişi en az bizim kadar sıradan, sıkılmış ve depresif belki. Tam da o nedenle ‘throwback’ ler eksik olmuyor. Kişi gününü yaşamak yerine geçmişe hapsoluyor.
Bu nedenle de, pazarlama dünyasına kaptırmanız, dünyayı öyle görmeniz yanlış. Hayatımda farklı insanlar tanıdım. Kimisi bu sistemin parçası bile olmadılar. Ne kariyerleri, ne yaşam tarzları diğerleri gibi değildi. Parayı başarı kriteri olarak görürseniz, başarısız insanlardı. Kendileri için ise oldukça başarılılar çünkü hayatlarından oldukça mutlular. Yani başarıın anlamı size ve kullandığınız parametreye bağlı. Bu bazen sağlık, bazen rutinler, bazenler aile, bazen gezi vs. Tamamen kişisel bir ölçüt. Kimisi için her gün su içmek, kilo vermek, yürümek, kitap okumak, küfür etmemek bile başarı olarak görülebilir.
Hayat elbette her zaman adil değil. Bazen istediklerinizi başaramadığınız, hedeflerinize ulaşamadığınız olacak. Benden size bir sır: Hedeflerinizin %10nuna bile ulaşsanız aslında büyük bir başarı çünkü hayat zaten problemler bütünü. Sizin için önemli olan kazanımlar, deneyimler olmalı. Tüm yaşadıklarınızdan ne öğrendiniz, yaşadığınız size ne kattı. Şunu bilin ki, hiçbir şey boşuna değil. Hayat aslında bir film gibi. Çoğu zaman, anlamını ilerledikçe anlıyorsunuz. Asıl anlamını ise en sonunda çözeceksiniz.
Kendinizi iyi tanırsanız, daha iyisini yapabilirsiniz. Kime göre daha iyisi, yine kendinize göre. Kendi gerçekliğinizi iyi bilirseniz, istediğiniz birçok şeyi de başarabilirsiniz çünkü istekleriniz gerçekçi olur.
Çok zengin mi olmak ya da ünlü olmak mı istiyorsunuz? O zaman; piyango kazanmak, ünlü bir futbolcu olmak, kaçakçılık yapmak, havadan para gelsin diye beklemek yerine neden paranız yok diye düşünmelisiniz önce. Sizi kanzamaktan ya da ünlü olmaktan alıkoyan ne, bunu belirlemelisiniz. Daha sonra hedefiniz olmalı. Ne kadar para kazanmak istiyorsunuz ve ne kadar süre içinde? En son ise, bu amaç için ne yaptınız, ne yapabilirsiniz ve hangi adımları takip edebilirsiniz, belirlemeniz lazım. Adım atmaya başladıktan sonra da, adımlarınız ne kadar işe yarıyor, ne kadar yaramıyor; hayaliniz ne kadar gerçekçi tartmanız lazım. Tüm bunlar da, kendinizi tanıdıkça olur ancak.
Kendinize boş yere yüklenmeyin. Herkesin kendi hayatı ve herkesin kendi zamanı var. En önemli şey, kendinize karşı objektif olabilmek!

Leave a comment