Hayatını ideallerine ve ülkesine adamış bir adam. İstediği her şeyi elde edebilecek olmasına rağmen gelecek kuran bir adam. Dünya tarihinde deha denilebilecek birkaç liderden bir tanesi.
Daha gençlik yıllarında aklı kendine rehber seçmiş, özgürlük aşkıyla yanıp tutuşan bir adam. Yeri gelmiş dayak yemiş, yeri gelmiş hapis yatmış, sürgün edilmiş. Çoğu kez yaptıklarının karşılığını alamamış. Bizler gibi en ufak engeli görünce caymamış, başkası gibi davranmamış, boyun eğmemiş. Kaç kere öldürülmek istenmiş ama yılmamış, bir kelimeyle kellesini koparabileceklere karşı bile bildiğinden şaşmamış, el- etek öpmemiş. Hayatı cephelerde geçmiş, bir yanda düşmanla savaşırken diğer yanda politikayla ve hastalıklarla savaşmasına rağmen pes etmemiş. Bir kez bile zamanım yok dememiş ve ülkenin sorunlarından, yeni kuracağı devletin en ince ayrıntısına kadar düşünmeyi, binlerce kitap okuyarak bilgisini artırmayı ihmal etmemiş. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok tarihi olayda öncülük etmiş bu topraklar neden geleceğin dünyasına da öncülük etmesin diye tüm hayatını harcamış.
Hani zannediyorsunuz ya, bir anda geldi ve bir şeyleri değiştirdi. Ya da bir anda sevildi ve arkasına binleri, milyonları aldı. Hiç de öyle olmamış, desteği de, saygıyı da, sevgiyi de en küçük birimine kadar mücadele ederek kazanmış.
İşte o adam ideallerine ulaşmasına rağmen, daha ilerisini hayal etmiş. Oyun olan değil, oyun kuran bir toplum, boyun eğen değil önderlik eden bir toplum hayal etmiş. Israrla akıl demiş. Bedenim, varlığım değil; düşüncelerim demiş. Düşüncelerimle çelişirseniz, tereddütsüz bilim demiş. Halkını çok iyi tanımış. Kolaya kaçacaklarını bilmesine, hazırcılık alışkanlıklarını bilmesine rağmen tersini söylemiş, belki kırk kere söylersem bir yerlerde yer edinir diye.
Halbuki söylediği gibi gerçekten zeki olunsa; biraz daha yaşasaydı denmez bayrağı ileriye taşıma gayreti gösterilirdi. Onun verdiği zor kararların milyonda birini verirken bile zorlanırken, okuduklarının, başardıklarının binde birini bile başarmaktan acizken; her seferinde şimdi olsaydı denilmez, aksine onun gibi onlardan binlerden bahsediliyor olurdu. Anlaşılmaya ve geliştirilmeye çalışılırdı. Bilimden çok politikayla uğraştığı için ülkesini terk ederek başarıya ulaşanların ülkesi değil, ülkesinde başarıya ulaşanların ülkesi; beyni göçen değil, beyinlerin göçtüğü ülke olunurdu. Gerçekten zeki ve yüksek karakterli olunsa, tarih bir övünç kaynağı değil, hatalarla dolu bir referans, gelecek için bir kaynak olurdu. Söylendiği gibi gerçekten çalışkan olunsa; bugün savaşta dümdüz olmasına rağmen nasıl da dünya devi oldu diye almanlar, japonlar övülmez, 100 yıllık amerikaya bak, küçücük israile bak denilmezdi.
İşte o kararlı, idealist, dehanın 80 yıl sonrası;
Üreten, üretmeye çalışan, lider ruhlu ülkeden; satan, satın alan, bahane üreten, saldırganlaşan ülke. Eğitilen, bilim diyen ülkeden; bilime karşı olmanın marifet sayıldığı ülke. Ortadoğunun tüm acizliğinden, kaderciliğinden, sorumsuzluğundan her şeye rağmen kurtulamamış ülke. Dahası, onu mezarında bile rahat bırakmayan milyonlar. Yaşa yaşa diye ayağa kaldırmak isteyen acizlerle; adından, heykelinden, fotoğrafından bile çekinen ahmaklar.


Leave a comment