Tag: Türkiye

  • Ne işe yarayacak?

    Ne işe yarayacak?

    ‘Ne işe yarayacak’ sorusuna taktım bu aralar. Bazı konularda, anlamsızca bir önyargı oluştururken, bazı konularda hiç düşünülmüyor bile. Aslında bu soruyu sorarak, günlük hayatımızda uğraştığımız şeylerin hepsini bir anlamsızlık bulutuna dahil edebiliriz. O nedenle, tehlikeli bulduğum bir soru. Bu soruya bu kadar takmamın sebebi, sanat ve mühendislik üzerine düşünmem. Biraz mühendis olan sanatçıları, ya da…

  • Eğitimde Empatik ve Yaratıcı Bir Sistem İhtiyacı

    Eğitimde Empatik ve Yaratıcı Bir Sistem İhtiyacı

    Her şeyin başı eğitim diye klişe bir giriş yapayım. Tüm sorunların çözümü eğitim.  Bunu diyince elbette tepkiler geliyor. Herkes eğitilmiyor, herkes eğitilemiyor, öyle düşündüğün gibi kolay değil gibi. Sorunun özü de, bu aslında. Eğitimin yanlışlığı da.  21. yüzyılın en büyük sorunu bence ne küresel ısınma, ne savaşlar, ne populizm. Aksine en büyük sıkıntımız, insanlık tarihinde…

  • Anarşiye Övgü

    Anarşiye Övgü

    Sabah işe gitmeden önce bankaya uğradım. Bir taraftan kar yağıyor, her yer bembeyaz. Bastığım yer yumuşacık. Karanlık kış günlerinin aksine, beyaz aydınlık, neşe veriyor insana.  Karın güzelliğini düşünürken, çevredeki insanlar ve araçlar dikkatimi çekti. İnsanlar, karşıdan karşıya geçerken ışıklara uymuyor, araçlar şeritte durmuyor ve korkulu sürücüler ne yapacağını bile bilemiyor. Gerçek bir isyan.  Arabaya atlayıp,…

  • Bilbao: Yaşanılacak Yer

    Bilbao: Yaşanılacak Yer

    Çok yerde gezdim, çok yer hoşuma gitti ama Bilbao garip şekilde sıcak geldi. Daha çok yaşanılacak bir yer gibi. Kasım ayı olduğu için ve kuzeyde olduğu için tipik bir İspanya gezisi diyemem ama şehrin mesafeli sıcaklığı, İspanya’nın Akdeniz kıyılarına göre biraz daha ciddi ama aynı kucaklayıcı atmosferi fazlasıyla etkileyiciydi. Gittiğim kafe ve restoranlardaki samimiyet ve…

  • Sonbahar: Garip Bir Son

    Sonbahar: Garip Bir Son

    Sonbaharın kendine özgü bir ilüzyonu var. Etrafı rengarenk yapıp, ufku ateşe verip, bizleri güzelliğin doruğuna ulaştırır. En azından biz öyle zannederiz. Aslında bu, dünyanın en yavaş ve en zarif cenaze törenidir. Ağaçlar çiçek açmıyor, yapraklar parlamıyor. Yavaş yavaş, solup yok oluyorlar. Tıpkı insanlar gibi. Bizim hüznümüzün aksine, göz alıcı bir şekilde gösteriyor kendini ölüm. Belki…

  • Temizlik

    Temizlik

    Temizlik kadar sevmediğim bir aktivite yok heralde.  Gereksiz bir zaman kaybı. Zaten günü işte geçiriyoruz, serbest zamanı artırmak için uykudan ve sağlığımızdan feragat ediyoruz, bir de bu vakti temizlikle doldurmak, bana insanoğlunun aciziyeti geliyor.  Bunu, ben yapmasam başkası yapsa, demiyorun. O insanlara da yazık. Her gün iş olarak; başkasının pisliğini temizlemek hoş olmasa gerek. Bence…

  • Berlin in Berlin

    ‘Order in Chaos, Chaos in Order’ This is how I can define Berlin in one sentence. 9 November 1989 was the time that Berlin Wall falled. The wall was not the only one was collapsed but also the old world. Eastern Germans were not the only one who were liberated but also the world. The…

  • Düğün Dernek

    Hafta sonu hayatımda yaptığım, en mantıksız ama yine de manalı bir ziyaret gerçekleştirdim Türkiye’ye. Mantıksızdı çünkü iki gün için gittim. cumartesi akşam ulaştım. Pazartesi erkenden döndüm. Manalıydı çünkü kuzenimin düğünü için gittim. Birlikte büyüdüğüm, benim için çok önemli olan, kardeşim gibi olan kuzenimin düğünü için. Hayatımda hiçbir zaman geleneklerin takipçisi olmadım. Geleneksel her şeyin de…

  • Bilgi Tanrısı ve Hızlı Yaşam

    İnsanoğlu yerleşik hayatın tadını ilk tarım teknolojileriyle aldı. Bunu doğal afetlere karşı oluşturdukları teknolojiler aldı. Zaman içinde ticareti keşfetti, ulaşım teknolojileri arttı. Yüzyıllar savaşlarla geçti. Hem meraktan hem de güç gösterisinden biraz da lineer düşünceden dolayı savaşların ardı arkası kesilmedi. Devletler büyüdükçe, teknoloji gelişip mesafeler anlamsızlıkça; yeni politik sistemler ve yöntemler gelişti. Bunlardan bir tanesi…

  • Duruşun Estetiği: Anlam, Zaman ve Direniş

    Zaman… En çok haşır neşir olduğumuz ama asla anlamadığımız bir kavram. Aristoteles’e göre hareketin ölçüsü, Kant’a göre insan zihninin bir kategorisi, Heidegger’e göre ise bizzat insanın varoluşudur. Diğer yandan da, mevcut haliyle yanılsadığımız bir olgu. İnsanın uydurduğu, her yüzeysel şey giib özünü unuttuğumuz şey. Bizim için sadece ileri, geri almaktan; alarmlardan, toplantı saatlerinden ibaret. Fakat…