Tag: Genel
-
TYerli Otomobil-1
Tam da, yerli otomobil lansmaninin yapildigi günlerde Türkiye’deydim. Lansman olarak bakildiginda, güzel ve umut veren bir lansmandi. Hem sunumu yapacaklar hem de izleyenler oldukca heyecanli ve umut doluydu. Ülkede yillarca yasanan sacmaliklardan herkes bikmis ve bircok sey kabullenilmis olacak ki, yerli otomobil konusunda herkes fazlasiyla olumluydu. Bu yüzden de elestirmek yasak gibi bir seydi. En…
-
SUSTUNUZ ve SUSUYORSUNUZ!
Susamam, Türkiye’nin gündemine oturdu. Düsünce güzel, karsilik da buldu. Fakat biz her zamanki huysuzlugumuzla elestirimizi yapalim. Neden bu kadar ses getirdi? En büyük nedeni, son zamanlarda artan ekonomik ve siyasi baski, son yillardaki asiri politize olma durumu, herkesin birbiriyle ugrasmasi, hayat tatminin ve standartlarinin düsmesi ve nike ayakkabilarin fiyatlarinin 1500 tl’ye kadar cikmasi. Ayrica sonra…
-
Inanmak Istedigine Inan
Oncelikle noktayla baslayalim. Basit bir tanimla, yer ya da konumdur. Boyutu, sekli yoktur. Dogru ise her iki yonden sonsuza kadar giden, tek boyutlu noktalar kumesidir. (Ilkogretim matematik kitaplarina gore). Bir noktadan ise sonsuz dogru gecer. Yani bir konumda tek bir dogrudan bahsedemeyiz. Dogrunun kendisini de olcemeyiz. Uzunlugu ya da genisligi yoktur. Ancak dogru parcalarini olcebiliriz,…
-
Hayaller ve Hayatlar 3: Kucuk Sehir, Kucuk Dunyalar
Almanya’ya geldigimde, gelismis bir ulkenin kucuk sehrini gozumde buyuttugumu farkettim. Hayal kirikliklariyla basladi macera. Ne ilk yurtdisi tecrubem gibi rahat ve renkliydi, ne de bekledigim gibi ilham verici. Buna ragmen, bu kucuk sehre adapte olmaya calismistim, sanki onceden kucuk-buyuk sehir arasindaki farki algilamamis gibi. Dolayisiyla alismam vakit aldi, sonunda ne alisabildim ne de kabullenebildim. Gelismis…
-
SEN
‘Sen’ …Aynaya baktığında gördüğün. Her karar verdiğinde ‘benim’ diyorsun. Attığın her adım, seçtiğin bütün yollar ‘ben’ diyor. ‘Ben istedim’, ‘ben yaptım’, ‘ben yapamadım’… Sonra da düşünüyorsun seni ‘sen’ yapan nedir diye? O an her şey değişiyor. ‘ben’ bir anda şekil değiştiriyor. Yontulmayı bekleyen bir taş blok, biçimlendirilmeyi bekleyen bir hamur oluyor. Hayat denilen periyot içinde attığın…
-
18 Mart: Yüreği ve Bedeni Sızlayanlar
Sefillik almış başını gitmiş, ayağında ayakkabısı, üstünde düzgün bir giysisi yok. Çanakkale’nin meşhur rüzgarı en küçük hücresine kadar işliyor. Silahı tutukluk yapıyor ya da düşmanınki kadar güçlü etki etmiyor. Sağdan soldan şehit olan arkadaşlarının haberleri, gözünün önünde can çekişenler, ölenler.. Yemek yemeye, su içmeye, bir dakika bile dinlenmeye vakit yok. Vakit olduğunda ise bunların hiçbiri…
-
Türk kibri
Türk kibri Her şey doğumla başlıyor aslında. Her ailenin çocuğu en iyisidir. Ama farklı kategorilerde. Kaç tane aile varsa o kadar da kategori, o kadar da en iyi vardır. Barış Manço’nun programında, her biri tam puan alarak yarışmalarda hep beraber birinci olmanın tadını çıkaran onlarca çocuk gibi. İşte sorun da tam olarak burada başlıyor. Kategoriler…
-
Trol Çağı-1
Çevre galaksilerde işler karışmıştı. Bunu fırsat bilen karanlıklar lordu da hemen olaya müdahil olmaya çalışıyordu. Biliyordu ki, kendi galaksisi bölgede önemli bir role sahipti. Bunu aslında kendisi de geç farketmişti. Yıllarca sömürmesine rağmen bitirememişti, aksine kendisi büyüyordu ama galaksiden eksilen olmuyordu. Kendisiyle beraber bir kaç ‘iyi’ yanichinin de büyümesine izin vermişti. Galaksi herkese yeterdi. Karanlıklar…
-
Gelecek kaygısı ve umutsuzluk üzerine….
1933 yılında, çevresinde olan bitenden kaygı duyan, her geçen gün artan baskıyla daha da umutsuzluğa kapılan Münih’te yaşayan bir müzisyen, dönemin ünlü bilim adamı Einstein’a bir düşüncelerini paylaştığı bir mektup yazıyor. ( Einstein elinden geldiği kadarıyla kim olursa olsun kendisine gelen her mektubu yanıtlamaya çalışmıştır.) Einstein da cevap olarak aşağıdaki cevabı veriyor. (Ünlü bir bilim…
-
140 Karakterlik Esaret
Kuzenimin, askere gittiğinden beri yaşadığı aydınlanmayla sürekli tekrar ettiği bir söz var: “hiç özgürlüğün elinden alındı mı?”. Bu sözü çok sevdim nedense. Aslında uzun zamandır düşünüyordum bunu. “İradenin Tutsaklığı”ndan beri.. Belki 6–7 yıldır. Gerçekten özgür müyüz, kararlarımız ne kadar bize ait, yaşam tarzımız bizim istediğimiz gibi mi yoksa toplumun çizdiği sınırlar içinde mi, kısır bir…
